KARŞILIKSIZ SEVGİ İLE KARANLIĞA VEDA

YAZARLAR/Ergür ALTAN

Kızıma Mektup
 
 
Canım Kızım,
 
Bir mektup yazmak istedim sana senin sayende doya doya yaşıyor olduğum anneliğin sevinciyle.
 
Seni canımdan bir parça olarak doğurmam benim için tarifsiz bir gurur ve mutluluk oldu. Varlığın bana benim şu güne dek edindiğim güç ve enerji kadar bir yoğunluk verdi. Seni öyle benimsiyor, öyle seviyorum ki, bunu anlatabilmek her türlü dilden, her türlü alfabeden öte bir şey benim için.
 
Annelik duygusunda sakınmak ve merhamet vardır. Bunun bencilliğe dönüşmemesi için çaba harcadığım zamanlar oluyor. Özgür bir birey olmalısın sen. Yolunu, ideallerini kendisi belirleyebilen, hata yapabilen, deneyimleyebilen bir birey.
 
Ahlakçılık taslayan bir çok öğreti beni yüceltirken, seni bana borçlu gibi gösteriyor hep. Deniliyor ki sana; annen seni karnında taşıdı aylarca, binbir çileyle doğurup büyüttü, sen sıkıntı verdin ona, yordun anneni, oysa annen gözü gibi baktı sana ve daha ne zırvalar…
 
Zırva diyorum bunlara çünkü bu tespitlerin çoğu erkeklere ait canım kızım. Bunları söyleyenler de, bunlara inananlar da, kadın da olsalar annelik duygusundan bihaber olanlardır. Beni alacaklı, seni borçlu gibi gösterdikleri her tespit anneliğin ve çocukluğun doğal süreçleridir oysa. Her annenin, her bebeğin, her çocuğun geçtiği doğal süreçler, fiziksel ve ruhsal olarak tutturmaları gereken doğal ritimlerdir. Bu kadar basit işte…
 
Bir kadına biçilen en büyük değer olarak annelik gösteriliyor. Bu durum, gün gelecek sana da dayatılacak bir tanem. Bilgilerinden, birikimlerinden, düşlerinden, ideallerinden vazgeçmen beklenecek. Öz, sadece annelik değildir; bunu unutma hiçbir zaman. Kadınlığınla da var olmalısın sen, insanlığınla da…Böyle bir baskıyla karşılaştığında sakın geri adım atma, boyun eğme sakın. Anneliğin değerini bilmediğinden değil, kendi değerinin farkında olduğun için yap bunu.
 
Gün gelir, yanımdan ayrılmak istediğinde, sana “gitme” diyemem. Seni baskı altında tutmak, duygu sömürüleriyle seni kendime bağlamak gibi bir fenalık yapmamam gerekir. Özlerim elbet, düşünürüm, tedirgin olurum ama seçimlerine saygı duyarım bütün içtenliğimle. Ruhum ve kucağım sana her daim açık olacaktır. İstediğin zaman gidebilir, istediğin zaman gelebilirsin. Pazarlığım olmaz asla, olmayacaktır.
 
Birbirimize küsebiliriz, kızabiliriz. Doğrularımız bir olmayabilir seninle; an gelir sen, an gelir ben gerekli sabrı gösteremeyebiliriz. Senin alman gereken çok yol var. Birdenbire gelişmiyor farkındalıklar, birdenbire olgunlaşılmıyor. Bunun fiziksel bir boyutu olduğu gibi ruhsal, sosyal ve senin kendi seçimlerine bağlı boyutları da olacak. Bilgiye, gelişime hevesli olman en çok istediğim şey senin için. Önyargısız olman, öğrenmeye, iletişime açık olman, hele bunda benim de payım olursa bir parça, en çok sevineceğim şey. Ama unutma ki, senin kendi başına başarman gerekenler de olacaktır; fark etmen, mücadele etmen gereken aşamalar da çıkacaktır karşına. Ben elbette sen istediğin sürece yanında bulunurum, destek veririm ama hayat biraz da tek başınalıktır.
 
Senin her türlü basmakalıp düşüncelerden arınman mutlu edecektir beni. Seni üreyen, doğuran, çocuk büyüten bir eş, bir anne ve bir fani olarak gören, hatta bu sınırlar içinde kutsayan yozluğa karşı, özgür, üreten, bölüşen, vicdanlı bir birey olarak cesur bir duruşun olmalı.
 
Biz, erkeklerden daha yoğun hissederiz, daha özenli gözlemler, yorumlarız çoğu zaman. Doğamızda olan bir şey bu ve maalesef erkeklerden daha ağırdır yükümüz, daha büyüktür ödediğimiz bedeller. Ve en çok bayanlar bilir birbirlerine nereden vuracaklarını, birbirlerini nereden acıtacaklarını. Kendini bütünleyemeyen, huzursuz olan her insan huzursuzluk verir, yaftalar, etiketler koyar boyuna. Bitimsiz bir bencillik ve kibir içindedir böyleleri.
 
Korkuların da olacaktır, benim de oldu, tedirginliklerin, gelgitlerin olacaktır benim gibi, kendini çaresiz hissettiğin zamanlar da olacaktır. Eğer ki yanında olamazsam, hayat izin vermemişse buna, bilirim ki yüreciğin sıcacıktır, sen de bil ki o sıcacıklıkta ben de varım…
 
Çok güzel, çok ayrı izler bırakacağız birbirimize, çok özel anlarımız, hatıralarımız olacak…

Hayat çok çetin, karmakarışık sorunlar koyabiliyor karşımıza. Ama inandığım bir şey var ki, çok güzel bir yolun olacak senin ve sen çok özel bir yolcu olacaksın.
 
Sen doğmadan önce de vardım ben. Bir emeğin içindeydim, bir mücadele veriyordum çizdiğim yolda. Sen doğduktan sonra daha da zenginleşti varlığım. Senden de çok şey öğrendim ben. Sen de geliştirdin beni, sen de değerler kattın bana farkında olmadan. Daha bir merhametli bakabiliyorsam bir çocuğa, daha bir derin hissedebiliyorsam doğayı ve evreni, kendimle daha bir barışıksam artık, en çok senin payın vardır bunda.
 
Ne kendimi, ne de seni kutsamak için söylemiyorum bunu. Ama içimden gele gele haykırmak istediğim bir gerçek var; iyi ki yavrumsun benim, iyi ki kızımsın…
 
Biraz daha büyüdüğünde bu mektubu okuman dileğiyle…
 
Seni seviyorum canım kızım…
 
Annen