Nehirdeki Balık

  • 11 Mayıs 2018
  • 500.098 kez görüntülendi.
Nehirdeki Balık

Masallar-Hikayeler / Ergür ALTAN

NEHİRDEKİ BALIK

Bir varmış bir yokmuş. Küçücük bir nehir uzanırmış gözden gönülden ırak bir yerde. Balık kabilelerine memleketmiş bu nehir, yosunlara yuva, martılara tokluk, nehirde yaşayan, nehirde geçinip giden cümle can`a ab-ı hayat.

Bir balıkla bir yosun kardeş olmuş nehir içinde. Bölüşmüşler yüreciklerini, serpivermişler birbirlerine duruluklarını; dayanışma içinde olmuşlar kara günde, kederli, sıkıntılı zamanlarda.

Bir denizyıldızı sokulmuş bir gün Balığa. Demiş ki, “Sana aşığım ben güzel balık. Bir arada yaşayalım bundan sonra, nehrin döküldüğü denize gidelim.”

“Ben burada yaşamaktan mutluyum” demiş Balık. “Benim evim burası. Gelemem seninle denize.”

“Biz denize aitiz oysa” demiş denizyıldızı, “bu nehir denizindir, karıştığımız yer denizdir.”

“Sen nereye istiyorsan git” demiş Balık, “seni sevemem sen bana yuva olan nehrimi sevmezsen,”

“Sen bilirsin” demiş denizyıldızı kibirli mi kibirli, uzaklaşmış Balıktan.

Yosunun yanına varmış Balık. Anlatmış olan biteni. “Seni sevmemiş ki o denizyıldızı” demiş Yosun, “sevse bilmez miydi içinde taşan nehir sevgini, sana böyle bir dayatma yapar mıydı hiç?” Hak vermiş Balık. Dertleşmiş iki kardeş, gülmüşler, oynamışlar daha sonra; yan yana, yürek yüreğe olmuşlar.

Bir başka gün çobanyıldızı seslenmiş Balığa. “Ah sevgili balık” demiş, “Gökyüzünden seni seyrediyorum her gün. Seni çok sevdim ben, seni yanıma almak, burada, gökyüzünde görmek istiyorum seni.”

Gökyüzüne bakmış Balık. “Benim kanatlarım yok ki” demiş. “Yanına varmaya yetecek kadar gücüm olsa bile benim yerim nehirdir”

“O nehir güzel değil ki” demiş çobanyıldızı. “Avcılar her gün avlanıyor yaşadığın nehirde. Bir gün seni de tutacaklar, en güvenli yer burası”.

“Ben demek nehir demek” demiş Balık. “Terk etmem ben bu suları, nasıl düşünürsen düşün”

Alaycı alaycı gülmüş çobanyıldızı, “koskocaman bir gökyüzü varken bir avuçluk nehirde yaşa bakalım “demiş.

Ses etmemiş Balık. Kardeşinin, Yosunun yanında almış soluğu. Bir bir anlatmış çobanyıldızının dediklerini. “Üzülme “ demiş Yosun, “ can suyumuzdan uzak olanın özü kurumuştur” demiş. Başını Yosuna yaslamış Balık. Dökmüş içini, neşelenmişler, cıvıl cıvıl olmuşlar daha sonra; el ele, can cana olmuşlar.

Bir başka gün bir martı kanatlanmış Balığa doğru. Korkmuş Balık, kaçmaya başlamış var gücüyle. “Korkma “ demiş martı; “seni yemek için değil daha yakından görmek için geldim yanına.”

Tedirgin olmuş Balık. “Ben balıklarla beslenirim ama seni sevdiğim için yemeyeceğim. İstersen kanatlarımın üzerinde taşırım seni bir ömür, o denizden bu denize gezer dururuz” demiş martı.

“Beni yemese bile arkadaşlarımı yiyen, dostlarımı yiyen bir martıyla beraber olmam“ demiş Balık, “hem de burayı terk etmem.“

“Neyini sevdin ki bu nehrin?” demiş martı. “Balıklar bile çok az kaldı burada.”

“Sana bu nehri değerli yapan balıkların çokluğuysa elbette sevmezsin barındığım yeri” demiş Balık.

“Bu kupkuru, bulanık suda yaşamaya devam et o zaman” demiş martı. Yeniden kanatlanıp havalanmış gökyüzüne doğru.

Gözleri dolmuş Balığın, mavi mavi akıvermiş gözyaşları. Yosuna doğru yüzüvermiş içini açmak için. Olduğu gibi deyivermiş her şeyi. “O martı seni anlayamaz ki” demiş Yosun, “Seni er geç yiyecekti zaten onunla yaşamayı kabul etseydin”. O anda fark etmiş nasıl bir tehlikeden kurtulduğunu Balık. Bir süre sonra şarkılar söylemeye, şakalaşmaya başlamışlar Yosunla; düş düşe, umut umuda olmuşlar.

Günler geçtikçe kimler çıkmamış ki Balığın karşısına. Uçanbalıklar, balıkçıllar, yunuslar… Her biri balığı ne çok sevdiğini anlatıp durmuş. Fakat öncekiler gibi bencil mi bencilmiş bunlar da. Hiç biri Balığı tanımak istememiş. Düşlerini, tedirginliklerini, umutlarını öğrenmek istememiş Balığın; ”nehrin kuruması yakındır” demişler, “yanımızda olmazsan tehlikede olursun her zaman” demişler.

İçlerindeki karalığı, hoyratlığı her seferinde hissetmiş Balık. Demiş ki Yosuna, “Beni sevdiklerini söylüyorlar ama nehrimizi sevmiyorlar. Benimle beraber yaşamak istediklerini söylüyorlar ama yüreğimde neler gizli anlamıyorlar. Hemen kabalaşıyorlar, çok sinsiler bunlar, çok.”

“Sen çok güzelsin” demiş Yosun. “Nehrimizle güzelsin sen, kardeşliğimizle, yüreciğinle güzelsin. Biz biliriz nehrimizin güzelliğini, yüreğimizin dinginliğini, sen üzme kendini”. Yüzünü dökmüş Balık, kederlenmiş. Bir ninni söylemeye başlamış Yosun; gözlerini yumuvermiş Balık, dalıvermiş şipşirin bir uykuya.

Yakamoz girivermiş düşüne Balığın. “Can balık” diye seslenmiş ona, “Balık bakıvermiş yakamoza, gözleri kamaşıvermiş yakamozun yaydığı ışıktan. “Ben küçücük bir can`ım“ demiş Yakamoz. “Senin belki yüzlerce, binlerce kat ufağınım“. Şaşırmış Balık, “Olur mu hiç öyle şey, görürüm koskocamansın sen” demiş. Gülümsemiş Yakamoz. “ Milyonlarcamız bir araya gelip de yayabiliyor bu ışığı” demiş. “Peki şimdi konuşan hanginizsiniz?“ diye sormuş Balık. “Sesimiz de bir, sevgimiz de bir“ demiş Yakamoz, “ Beni yakamoz yapan birliğimizdir” demiş. “Hiç birinizi seçemedim, gördüğüm sadece yakamoz” demiş Balık. “Ne güzel“ demiş Yakamoz, “Birliğimizi görüyorsun şu anda. Seni çok sevdim” demiş. “Ben de yakamozu sevmişimdir hep” demiş Balık. “Tek bir can gibi gör beni “ demiş Yakamoz, “bu nehirde ışımak, seni her dar zamanında ışığımla korumak, bağrıma basmak istiyorum” demiş. “Ben gitmem bu nehirden” demiş Balık. “Ben de gitmem“ demiş Yakamoz. “Beni kollar mısın kötülüklerden?” demiş Balık. “Seni de, bu nehirde yaşayan tüm dostlarımızı da ışığımla korurum her daim” demiş Yakamoz. “Buralar, bizler hep kötüleniyoruz“ demiş Balık. “Kötülemek fesatlıktandır, cehalettendir“ demiş Yakamoz, “ben can olanım sen gibi” demiş.

Uyanıvermiş Balık, açıvermiş gözlerini de yakamozu görmüş karşısında. “Düşümdeki sen miydin?“ demiş. Gülümsemiş Yakamoz, “bendim” demiş. “Duyduklarım dediklerindi değil mi?” diye sormuş Balık. “Evet” demiş Yakamoz. “Niye düşüme girdin de daha önce söylemedin bana bunları?” demiş Balık. “Sana her yaklaşmak istediğimde başkaları oldu yanında. Ama sevip görünüp de sinsi olanlarmış onlar. Önce düşüne girmek istedim darlıklarının üstüne.”

Balık sevinçten “Yosuuun” diye bağırıvermiş. Zifiri karanlıkta bulamamış Yosunu. Yakamoz ışığını Yosundan yana yayıvermiş. Bir çırpıda yanında olmuş Balık Yosunun. Düşünü anlatmış Yosuna, Yakamozu anlatmış. Gülümsemiş Yosun. “Sen gibi Yakamoz da benim kardeşimdir” demiş.

Bir ömür boyu mutlu olmuş Balık ve Yakamoz. Yakamoz, ışığıyla balığı değil sadece, Yosunu, yavru balıkları, nehrin tüm sahiplerini kollamış.

Nehre bakıp da avcıları görenler, nehre bakıp da kuruluk görenler, bulanıklık görenler o nehrin niye bu hale getirildiğini sormamışlar bir kez olsun. O nehirdeki canların kardeşliğini, sevda`sını, sulh`unu farkına varmamışlar; nehirdeki balığı duyumsamamışlar hiç…

Asırlar boyudur kardeşliği, sulh`u ve aşk`ı içinde tutan nehir, Yakamozuyla, Balığıyla, Yosunuyla ve cümle can`ıyla var olmaya devam etmiş nice kuşaklar boyu.

Bilen bilmeyene anlatsın diye yazılmış bu masal; gören görmeyene belletsin, vicdan`ıyla durana, can olana kavuşsun, unutulmasın diye…

Ergür Altan

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ