Reklam

Akıl Yaşta Değil Baştaymış

Çiğdem Altınöz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.
  • 14 Nisan 2008
  • 245.187 kez görüntülendi.

 Çek bir IQ, sınırdan olsun

Zihinsel engelliliğin ne olduğunu anlayabilmek için, zeka kavramının ne anlama geldiğini bilmek gerekir demiştik. Şimdi biraz zeka tanımlarını inceleyelim.

Alfred Binet’ye (1857-1911) göre zeka, iyi akıl yürütme, iyi hüküm verme ve kendi kendini iyileştirme kapasitesidir. Binet, zekanın altı özelliği olduğunu öne sürmüştür.
Bu özellikler şunlardır:

• Anlamak,
• Hüküm vermek,
• Akıl yürütmek,
• Düşünceye belirli bir yön verme ve bunu devam ettirmek,
• Kendi kendini eleştirmek, (kendi yanlışlarını bulup düzeltmek),
• Düşünceyi arzu edilen bir amacın gerçekleşmesine yönlendirmek

Dr. Simon ve Binet kendilerince bir ölçek geliştirmiş ve Paris’te zihinsel engelli çocukları belirlemede kullanmışlar.
Thorndike’a (1874-1949) göre zeka, birbirinden ayrı faktörlerden meydana gelmiştir ve faktörler birbirinden bağımsızdır. Genel bir zeka yoktur. Zeka değil, zeka çeşitleri vardır. Bir problemin çözümünde birden fazla faktör rol oynar. Zihnin ayrı faktörleri vardır. Faktörler ortak özelliklerine göre gruplanabilir.
Bu gruplar şunlardır;

• Kelime anlamı,
• Aritmetik akıl yürütme,
• Kavrama,
• İlişkileri görsel algılama

Wechsler’e göre zeka, bireyin gayeli davranma, mantıklı düşünme ve çevresiyle ilişkilerinde etkili olma kapasitesinin tümüdür.

Stern’e göre zeka, bireyin düşüncesini yeni durumlara bilinçli olarak uydurma yeteneğidir .

Yörükoğlu’na göre zeka, zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, öğrenilenleri yeni durumlara uygulayabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Zeka, nesneler, sayılar, düşünceler ve olaylar arasında bağlantı kurabilmeyi,buradan da yeni bir sonuca gitmeyi gerektirir.
Çağlar’a göre ise zeka, bireyin sahip olduğu beden, zihin, sosyal yetenek ve fonksiyonlarının bütünleşerek oluşturduğu çok yönlü bir beyin, öğrenme, uyum sağlama ve yeni bir şey yapma gücüdür.

Bütün bu tanımlardan hareketle zeka, bireyin kendi zihinsel potansiyelinin farkında olması ve toplumun kendisinden beklenen davranışları sergilemesidir, diyebiliriz.

Konusunda uzman olan değerli şahsiyetlerin zeka hakkında neler düşündüklerini, saptadıklarını ve bilimsel olarak bizlere sunduklarını bir araya getirmeye çalışıp, sizlere sundum.

Dikkat edildiğinde, zekanın tam tanımını ve zekayı tam olarak neyin oluşturduğu konusunda halen bir fikir birliğine varılamadığını anlamışsınızdır.

İşte tam da bu yüzden zihinsel yetersizliği tanımlamak çoğu zaman sorun olmaktadır.
Burada bir virgül koyacak ve konuyla ilgili olduğu için size kendimizden örnek vereceğim.

Kızım yirmi yaşını bitirmiş olmasına rağmen bu güne kadar ne maaş başvurusunda bulunduk ne de bir rehabilitasyon hizmetinden yararlandık.
Bu yıl kızım okula gitmek istediğini söyledi. Televizyonda kendisi gibi olanların maaş aldığını duymuş, bana da maaş verilir mi anne, bir maaşım olsa neler neler yaparım diye hayaller kurdu. Baktım inanılmaz ısrar ve inatta mecburen bu işler için ne yapmamız gerekiyorsa başladık. Okul için eğitim alabilir raporu, maaş için özürlü raporu lazımmış.
Geçenlerde de kızıma özürlü raporu almak için devlet hastanesine başvurduk. Diğer bölümlerdeki kontrollerde kızımın down sendromu olduğu rapora işlendi. Sıra son olarak IQ ölçümüne geldi. Konunun uzmanı kızımı görüp, diğer odadaki psikoloğa yolladı.
Kızım odaya girdi ben de başladım dışarıda beklemeye. Yarım saate yakın bekleme sonunda doktor hanım elime bir zarf tutuşturup bizi yeniden uzman doktora gönderdi.
Doktor zarfı açtı, bir bana bir kızıma baktı. Siz bu raporu ne amaçlı istediniz diye sordu.
Ben de kızımın bu güne kadar hiçbir hakkından yararlanmadığını, durumundan ötürü hak ediyorsa maaş bağlatma ve eğitim hakkından yararlanmayı istediğimizi ifade ettim.
Doktor hanım önünde duran listeye baktı, sizin kızınız ne maaş alabilir ne de eğitim görebilir dedi.
Şaşırdım. Nasıl yani anlayamadım doktor hanım, dedim.
Kızınızın zeka problemi yok IQ doksanın üzerinde gözüküyor demez mi?

Ağlasam mı gülsem mi inanın bilemedim.
Tamam, kızıma çok emek verdim ve sosyal zekasını belki umulanın üzerine çıkarmayı başardım. Bu konuda alçak gönüllü de olmayacağım zira bunu dışarıdan yardımlar alarak yapmadım. Kendi çabamla kızımı ilerletmiş olabilirim ama elimdeki malzememin ne olduğunu bilecek, anlayacak kadar da konu hakkında bilgim vardı.
Doktora itiraz ettim.
Kusura bakmayın şu an şoktayım dedim. Sevineyim mi üzüleyim mi inanın bilemiyorum. Yine bir durum gereği hakimin sevkiyle gönderildiğimiz devlet hastanesinin üç ay önce vermiş olduğu rapora bir bakın. Size göre bu çocuk üç ayda büyük gelişme mi gösterdi , acaba psikologunuz bir hata yapmış olamaz mı dedim.
Ben kızımı emek emek eğittim ama siz yarım saatte kızımın özgüvenini artırabilecek her şeyi elinden alıverdiniz. Hem cüz’i de olsa alabileceği maaşı engelliyorsunuz, hem de otur evinde, okula filan gitme diyorsunuz. Bir anlamda bizi cezalandırıyorsunuz.
Bu, down sendromu (trizomi 21) teşhisi raporla kesinleşmiş birine yapılabilecek en büyük kötülüktür dedim.
Doktor hanım psikolog hanıma telefon açtı.
……hanım, hastanın IQ değerini doksan üzeri olarak ölçmüşsünüz, hastayı size geri yolluyorum, o rakamı sınıra çekin de çocuk eğitim hakkından yararlanabilsin, dedi.
Geri döndük.
Psikolog on dakika önce doksan üzerinde zekası var dediği hastasına hiçbir yeni test uygulamadan sınır zeka raporu verdi.
Olur mu böyle şey dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Vallahi de oldu, billahi de oldu.
Ne mi yaptık?
Soluğu İl sağlık müdürlüğünde aldık, bu rapora itiraz ettik elbette. Şimdi kızıma yeniden testler yapacaklar ve gerçek(!) zekasını ölçecekler.

Tarihe mâl olmuş bilim adamları kendi aralarında zekanın ne olup,  nasıl ölçüleceği konusunda fikir birliğine varamamışken varın bizim ülkemizde yapılan testlerin doğruluğuna gözü kapalı inanın bakalım.

Evde kızıma sordum. O doktor sana neler sordu ?
Güvercinlerden bahsetmişler. Bir de labirent oyunu oynamışlar. Doktor hanım eliyle labirenti nasıl bitireceğini göstermiş. Bak çok kolay, şuradan başlayıp şuradan çıkacaksın, sakın kendini kasma, oyun oynuyoruz demiş. Kızım da doktorun gösterdiği yerden kalemini sürüklemiş ve çıkışa varmış.
Böyle büyük bir işi (!) başardığı için de normal zekalı oluvermiş.

Yazımı IQ düzeyleri ile sonlandırayım. IQ nedir derseniz:
Zihinsel yetersizlik tanısı için genellikle kabul edilen kesme noktası, ortalamanın 2 standart sapma altındaki zeka bölümüdür. Zekâ katsayısı, zekâ bölümü veya İngilizce (intelligence quotient) denen, zekâyı ölçme amaçlı birkaç farklı standartlaştırılmış testlerden çıkarılan değerdir. Bu ölçümlemelere göre de sayısal değerler ve isimlerle ifade edilir.

20-34 İdiot,
35-49 Embesil,
50-69 Debil,
70-79 Sınırda Zeka,
80-89 Donuk Normal,
90-109 Normal Zeka,
110-119 Parlak Zeka,
120-129 Üstün Zeka,
130-149 Dahi.
150 ve üzeri ise milyonda bir görülüyormuş.

Zeka WHO’ya (Dünya Sağlık Örgütü) göre aşağıdaki gibi sınıflandırılmakta:

Zeka puanı 140 ve üstü olanlar çok üstün zeka
125 ile 140 arası üstün zeka
110 ile 125 arası parlak zeka
90 ile 110 arası normal zeka
70 ile 90 arası donuk-sınır zeka
50 ile 70 arası hafif derecede zihinsel engel
35 ile 50 arası orta derecede zihinsel engel
20 ile 35 arası ağır derecede zihinsel engel
20 den aşağı olanlar çok ağır derecede zihinsel engel

Hepinize bol IQ’ler diliyorum.
Merhaba Bu resim, hayatımı değiştiren bir resim. Kromozomların resmi…
 
1992 yılında kızıma Down Sendromu tanısı konulduğunda ne yapacağımı bilememiş ve deliler gibi araştırmaya çabalamıştım. 
O zamanlar yeterli bilgiye, kaynağa sahip olmadığım için oldukça zorlandım kızımı büyütürken.
Yıllar içinde önümüze çıkan zorlukları bir bir aşarken, Meleğimle birlikte ben de büyüdüm.
Oysa öyle genç de değildim.
 
Sizlere bu köşeden “merhaba” derken yıllar öncesine geri dönüş yapıyor ve 1991 yılına dönüyorum.
Ağustos son sıcaklığını sunarken bizlere, ikizlerime hamile kaldığımı öğrenmiştim.
İşte o zamanlardan bu günlere uzanan yolculuğumuzu sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Bu paylaşımlar bazen öykü kıvamında olacak, bazen soru-cevaplar şeklinde.
Bazen uzmanlarımız katkılar sağlayacaklar, bazen de bizzat melek anneleri.
 
Eğer zihinsel engelli bebeği olan annelere bir nebze katkımız olabilirse bundan bahtiyar oluruz. 
 
“Anne Baba Okulu” zihinsel engellilere ulaşabileceğimiz, onların gerek sorunlarını, gerekse başarılarını paylaşabileceğimiz bir platform olarak bizlere bu hizmeti sağladığı için kendilerine teşekkürü bir borç bilirim.
YAZARIN SON YAZILARI
Buyurun Piyangoya - 29 Mart 2008
Ne Yürür Ne Konuşur - 15 Mart 2008
3 Ay Dediğin Ne ki? - 2 Mart 2008
3 aya kalmaz ölür! - 28 Şubat 2008
Meleğimin Hikayesi - 16 Şubat 2008
İlk Yazım - 8 Şubat 2008
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ