Reklam

İlk Yazım

Çiğdem Altınöz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.
  • 08 Şubat 2008
  • 425.492 kez görüntülendi.
Merhaba,
Değerli arkadaşım Tülay Hergünlü, şimdi anımsayamadığım bir tarihte, göz gezdirmem için bu sitenin adresini vermişti.
Verdiği adrese tıkladığımda gözüme ilk çarpan şu cümleler oldu.
Biz bir avuç eğitimciyiz. Sesinize ses vermek istiyoruz; istiyoruz ki sesimize ses verin. Anne Baba Okulu`nda bir eğitim imecesi gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.
Yazıda kısaca imeceye davet nedeni özetleniyor, ardından “
Çünkü biz; Karşılıksız Sevgi ile tüm karanlıkların aydınlığa çıkacağına inanıyoruz ”Deniyordu.
Düşündüm bir an. Karşılıksız sevgi var mı, daha doğrusu yaşadığımız şu acayip dünyada böylesine yüce bir duyguyu yüreğinde hissedebilen kaldı mı?
“Bir avuç eğitimciyiz” cümlesini yeniden okuduğumda gülümsedim. Sorumun yanıtını bulmuştum işte.
Eğitimciler yandıkça tükenen mumlardır, etraflarını ışıtmak adına kendilerini tüketen.
B u öyle bir mumdur ki her gece kendinden yeniden doğup, her gün tükenir, aydınlattıkça. Para ile satılmaz, satın alınamaz, makinede yapılmaz, imal olunmaz.
Beyin ve yürek neticede et parçasıdır ama eğitimcinin beyni de yüreği de bunun ötesi bir halin göstergesidir. Ve işin püf noktası, rastgele, her insandan eğitimci olmaz.
Has bel kader (memur olayım, düzenli aylık alayım diye öğretmen olunmaz ama ) eğitimci olan, eğer içinde o ışığı taşımıyorsa daha yolun başında tükenir, adı belki öğretmen olarak kalır, işte ancak o kadar.
Bunları neden yazdım?
Elbette site sahibine ve imeceye katılan birbirinden değerli insanlara yağcılık olsun diye değil.
Bu sitede yazı yazmam teklif edildiğinde bir an bile düşünmeden kabul ettim. Bendenizi tanıyanlar bilir, bilmeyenlere kendimi özetleyeyim.
Vakti zamanında çocuk gelişimi ve eğitimi dalından mezun olup, anaokulu, anasınıfı öğretmenliği yapmış ama daha sonra benden kaynaklanmayan nedenler yüzünden bu kutsal meslekten uzakta kalmış biriyim. Ekmeğimi başka işler yaparak kazandım ama içimdeki o mum hiç sönmedi. Zaman dediğimiz örgünün ilmekleri kâh su gibi aktı, kâh ipler, ilmekler birbirine dolaştı.
Onca bilgiyi beynime aldım ama sadece birkaç yıl öğretmenlik yapabildim, oysa yetiştirilecek ne çok çocuk vardı diye hayıflanırken kızımın zihinsel engelli olduğu, fazla yaşayamayacağı gerçeği tokat gibi indi yüzüme.
İsyan ettim.
Elbette bu isyan kızımı bana nasip edene değil, üç ay bile yaşamaz diyenlere idi.
İşte o günden sonra kızımı önce hayata, sonra topluma kazandırma savaşım başladı. Bildiğimi uyguladım, bilmediğimi araştırdım. Kızıma ölecek diyenler karşılarında bambaşka bir bebek bulduklarında şaşıp kaldılar bu hale.
Bir gün, beş gün derken, aylar, yıllar gelip geçti. Başardıklarımızı yazdım, başaramadıklarımızın nedenlerini araştırdım. Kızım şimdi yirmi bir yaşında.
İstedim ki bu köşe zihinsel engellilerin köşesi olsun. Burada hem benim deneyimlerimi hem de konunun uzmanlarının yol gösterici yazılarını sizlerle paylaşayım. Kendini çaresiz ve mutsuz hisseden yüreklere değeyim, elimden gelen her ne ise paylaşmaya, dertleri bölüşmeye gayret edeyim.
Özetle ses vermeye, ses almaya geldim.
Yeniden ve umutla, hepinize “merhaba”
YAZARIN SON YAZILARI
Buyurun Piyangoya - 29 Mart 2008
Ne Yürür Ne Konuşur - 15 Mart 2008
3 Ay Dediğin Ne ki? - 2 Mart 2008
3 aya kalmaz ölür! - 28 Şubat 2008
Meleğimin Hikayesi - 16 Şubat 2008
İlk Yazım - 8 Şubat 2008
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ