MEB ehil ellere teslim edilmiştir

Necati Cemaloğlu

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.
  • 12 Ağustos 2018
  • 531 kez görüntülendi.

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, kabine açıklandı. Kabinede ilk defa, uzun süreden sonra bir eğitimci sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı oldu. Bu durum, eğitim çevrelerinde, toplumun tüm kesimlerinde olumlu karşılandı. Olumlu karşılanmasında etkili olan en önemli faktörlerden birisi sayın Selçuk’un eğitimci olması, yetkinliği ve kamuoyunda yaygın tabiriyle liyakatli olmasıydı. Liyakat, kısaca layık olmaktır. Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı’na layık olduğu, yakıştığı, yaraştığı ya da o iş için biçilmiş kaftan olduğu anlamına gelmektedir. Ülkemizde eğitim alanında temayüz etmiş, uluslararası literatürde makaleleri okunan, tanınan ve sözüne itimat edilen pek çok eğitimci bilim insanı vardır. Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk da bu güzide şahsiyetlerden birisidir ve doğru bir seçimdir. Kendisiyle aynı anabilim dalında iki yıl çalışma olanağım oldu. Aynı zamanda doktora aşamasında kendisinden ders aldım. Alan hâkimiyeti, sabırlı olması, yavaş düşünmesi, iyi niyeti ve alçak gönüllüğü ile her zaman saygıyla hatırladığım nadir şahsiyetlerden birisidir. Ziya Selçuk iyi bir seçim olmasına rağmen, acaba nasıl bir ekip kuracağı, bu ekibin de kendisi gibi liyakatli kişilerden mi oluşacağı merak konusuydu. Bakan yardımcılığına ilk defa atanan sayın İbrahim Er ve sayın Reha Denemeç oldu.

İbrahim Er, kamuoyu tarafından İlköğretim Genel Müdür Yardımcısı, sonra genel müdür, akabinde de Danıştay üyeliği yaptığı bilinmektedir. İbrahim Er ile 2002 yılında Yalova Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde tanışmıştım. Meslek hayatına köy öğretmeni olarak başladığını daha sonra ilköğretim müfettişi olarak devam ettiğini öğrenmiştim. İlerleyen zaman dilimlerinde birkaç defa görüşüp hasbihal etme olanağım oldu. Birlikte çalıştığı kişilerden çalışma biçimi, disiplini hakkında olumlu şeyler duydum. Sürekli tasdik edilmekten hoşlanmadığını, aykırı görüş ve fikirlere açık olduğunu, değişimden, yenileşmeden yana tavır aldığını, takım çalışmasında başarılı olduğunu, samimi ve iş birliği yapmaya yatkın olduğunu öğrendim. Bu açıdan sayın bakan beyin iyi bir tercihte bulunduğu kanaati eğitim çevrelerinde oluştu.

Bu hafta içerisinde sayın Prof. Dr. Mustafa Safran’ın bakan yardımcısı olduğunu öğrendiğim zaman, iyi şeyler olacağına yönelik inancım daha da arttı. Prof. Dr. Mustafa Safran’ı 25 yıldan beri tanırım. Çalıştığım fakültenin önce dekan yardımcısı, sonra dekanı oldu. Eşit, adaletli ve güler yüzlü tavrı ile herkesin yüreğinde taht kurdu. Liderlik tavrı, insanları etkilemedeki mahareti ve önkoşulsuz vatan sevgisi, çevresindeki herkes tarafından bilinir ve takdir edilir. Sayın Safran’ın liyakat bağlamındaki en önemli özelliklerinden birisi Kastamonu Gölköy Öğretmen Okulu mezunu olmasıdır. İlkokulu bitirdikten sonra üniversite aşamasına kadar, öğretmen olma algısı ile yetişmiş nadir akademisyenlerden birisidir. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tarih öğretmenliği anabilim dalını bitirdikten sonra liselerde tarih öğretmenliği yapmış, sınıfın tebeşir tozunu yutmuş, okulu, öğretmeni, eğitimi bilen bir kişi olma özelliğine sahiptir

Sayın Safran ile Kıbrıs Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda bir müddet projede çalışma olanağım oldu. Daha sonra Dünya Bankası’nın finanse ettiği Öğretmen Yeterlikleri ve Performans Yönetim Sistemi projesinde beş yıla yakın bir süre birlikte çalıştık. O dönemde kendisini daha yakından tanıma olanağım oldu. Kısa bir dönem Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü, YÖK’te danışmanlık ve Denetleme Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Bu görevleri yaptığı dönemlerde kendisiyle fikir alışverişinde bulundum. Öğretmen Strateji Belgesi’ndeki emeklerinin unutulması mümkün değildir. Sayın Safran, eğitimin her kademesini, sorunlarını bilir ve bu sorunların çözümü için gerekli olan bilgi ve beceriye sahiptir. Özellikle öğretmen eğitimi konusundaki yeterliği ve yetkinliği, tüm akademik çevrelerde takdirle karşılanır. Ayrıca Türkiye’de Tarih Eğitimi alanında ilk akademik çalışma yapan bilim adamlarından birisidir. Sayın Selçuk’un Mustafa Safran hocamızı bakan yardımcılığına davet etmiş olması, isabetli bir karar olduğu kanaatindeyim.

Milli Eğitim Bakan yardımcılığına atanan Prof. Dr. Mahmut Özer’in Elektrik-Elektronik Mühendisi kökenli olduğunu, Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü, ÖSYM Başkanlığı görevlerinde bulunduğunu basından biliyorum. Sayın Selçuk’un Milli Eğitim Bakanlığı’nda gerçekleştirmeyi planladığı “Büyük Veri Tabanı” projesinde sayın Özer’den destek alacağını düşünüyorum. Diğer bakan yardımcısı Reha Denemeç’in siyasi geçmişinin olduğu, Akparti kurucuları arasında bulunduğu, iki dönem milletvekilliği yaptığı, ekonomist olduğunu basından öğrendim. Milli Eğitim sadece eğitim-öğretimden ibaret değildir. İşletme alt sistemi de vardır. Bu aşamada sayın Selçuk’un eğitim ekonomisi, eğitim planlaması çalışmalarında sayın Denemeç’ten önemli destek alacağı kanaatindeyim.

Sonuç olarak, önyargılı olmamak, iyi niyetle işe başlamak ve sürdürmek önemlidir. Liyakatin eğitim, deneyim, bilgi-beceri, performans, örgüt kültürüne uyum ve iletişim gibi alt parametreleri vardır. Milli Eğitim Bakanı ve yardımcıları, liyakatin alt parametreleri açısından değerlendirildiğinde, olumlu sonuçlara ulaşılmaktadır. Uzun süreden sonra eğitimci ve nitelikli bir bakan, eğitimin kuram-uygulama dengesini kurabilen yardımcıları ve ekibi iş başına gelmiştir. Tüm eğitimcilerin elini taşın altına koyması, önerilerini ve olumlu eleştirilerini yapması, bir milli görev olarak kabul etmesi gerekir. Liyakatin göz ardı edildiği kurumlar başarısızlık yaşamaya mahkûmdur. Eğer bu kurum eğitim sistemi ise, diğer kurumları, yapıları doğrudan ve dolaylı olarak etkileme sorunu vardır. Bu sebeple, Milli Eğitim Bakanlığı, toplumsal olarak iyileşmenin, hedefe ulaşmanın, büyümenin tek adresidir. İnsanı düzeltirseniz, her şey düzelir. İnsanı iyi yetiştirmenin yolu, eğitim sistemidir ve eğitim sistemi de liyakatli kişilerin elinde olması gerekir. Nizamülmülk Siyasetname adlı eserinde ifade ettiği gibi: “Liyakatli ve tecrübeli bir köle, bin evlattan evladır.

Allah (cc) Nisa suresi 58. Ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: “Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.”

Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU

Twitter: @Necati1965

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ